İslam’ın beş şartından biri olan zekât, kuran tarafından insanlara yönlendirilmiş bir yardımlaşma çağrısıdır. Bu çağrıyı yapan kitap esaslarını da açıklamış ve kimlere verileceğini belirtmiştir:
“Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak fakirlere, miskinlere, zekât işinde çalışanlara, kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenenlere, kölelere, borçlulara, Allah yollunda olanlara ve yolda kalmışlara aittir. Allah bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir” (Tevbe, 9/60.)

İslam yardım yapmak söz konusu olduğunda bir kez daha adaletini konuşturmuş ve zekâtın farz olması için belli şartlar belirlemiştir. Bu sayede yardım yapmaya durumu olmayanlar sorumlu tutulmamıştır.
İlk olarak, bir kimseye zekâtın farz olması için o kimsenin Müslüman, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması gerekir. (Kâsânî, Bedâî’, II, 4-5)
Bunun yanında kişinin kazanç sağlayıcı nitelikte (kâr, fayda temin etmesi yahut kendiliğinden çoğalma ve artma özelliğine sahip bulunması) “nisap miktarı” mala sahip olması icap eder.
Zekâtın farz olması için ayrıca nisap miktarı mal ya da servete sahip olduktan sonra üzerinden bir kameri yılın geçmesi ve yıl sonunda da nisap miktarını koruması gerekir. (Kâsânî, Bedâî’, II, 13 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 73-74)

Zekâtın yerine getirilmesi için belli şartların yerine gelmesi gerekir. Bunlardan ilki ve belki de en önemlisi niyettir. (Kâsânî, Bedâî’, II, 40; İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 88)
Diğer bir şart “temlik” dir. Malın fakir insana teslim edilmesi anlamına gelir. (Kâsânî, Bedâî’, II, 39). Bu yönü ile evde hazırladığımız bir yemeği aç bir insana vermemiz tek başına zekât değildir. (Https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/393/zekat-kimlere-farzdir--gecerli-olmasinin-sartlari-nelerdir)
Kişinin bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlardan fazla mallar gerekli nisaba ulaştığı andan itibaren bir yıl geçmesi ile zekât olarak verilebilir.
Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan haberimizde; acil insani yardımlarımızın yanı sıra genç kızlara meslek kazandırarak düzenli gelir elde etmelerini sağlayan sürdürülebilir projelerimiz öne çıkarıldı.
Hayra Vesile Vakfı olarak, Aydın Musa Güven ile 18-22 Eylül’de Afrika’da su kuyuları açıp; yemek, Kur'an ve tüm yardımlarınızı yetimler ile ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık.
Hayra Vesile Vakfı olarak, Recep Kara ile birlikte devam eden projelerimizi yerinde incelemek ve yeni ihtiyaçları tespit etmek amacıyla Afrika ziyaretimizi gerçekleştirdik.